Başarı Damarlarında(Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi)

Albert Einstein,Atatürk,İrfan Töreci,Stefan Hawking,Abraham Lincoln,Sakıp Sabancı,Oprah Winfrey. Hayat hikayelerini ve başarıya giden  öykülerini okuduğumda helal olsun dediğim insanlar.

Bir insan,bir şirket,bir ülke,bir millet BAŞARILI olmak istiyorsa izlemesi gereken bir yolun olduğunu bilmeli ve bu yolu takip etmelidir. Tüm başarılı insanların, başarılarının arkasında yatan, kendilerine has özelliklerinin yanı sıra  ortak sayılacak bazı yönleri de vardır. Başarı odaklı bir yapıda olduğum için her zaman başarılı olmuş insanların nasıl başardıklarını araştırma halinde olmuşumdur. Bununla birlikte dikkatimi çeken bir şey de şu ki Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi,  aslında başarıya giden yolun bir klavuzudur.
Bir insan öncelikle BİLMELİ.
Ne istediğini,nereye varmak istediğini,ne yapması gerektiğini. Hiçbir başarılı insan yola çıktıktan sonra Ben ne istiyorum? diye kendine sormaz. Öncelikle kafasında gerçekleştirmek istediği amacını belirler tıpkı Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde dile getirdiği gibi;Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
    Ne kadar güçlü gerekçeleriniz varsa zorluklar karşısında daha geç yıkılır(hatta hiç yıkılmaz) ve daha çabuk ayağa kalkarsınız.Atatürk  Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir derken, gençlere  Türk Cumhuriyeti’ni neden ilelebet muhafaza ve müdafaa etmesini gerektiğini de açıklamıştır. İnsanlar başarmak istedikleri ile ilgili olarak neden başarmalıyım sorusunu sorup kendilerine güçlü yanıtlar vermelidirler.
İnsanlar kendilerinin yapamayacağı bir şeyi sizinde yapamayacağınızı söyler. Yine aynı insanlar hedefinizi başarmanızı istemediğinden dolayı sizi engellemeye ve vazgeçirmeye çalışır. Tıpkı, bana sen üniversite kazanamazsın diyen bir öğretmen ile  şimdi meslektaş olmam gibi. Dilin kemiği yoktur. Atatürk Gençliğe Hitabesinde bunu İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır şeklinde kaleme almıştır.
Her daim, önemli olan insanın nelere sahip olduğu değil sahip olduklarıyla neler yapabildiğidir derim. İtilaf devletleri Kurtuluş Savaşı sırasında asker sayısı,moral-motivasyon,cephane sayısı olarak Mehmetciklerimizden daha iyi bir durumdaydı. Ancak savaşın sonu hiç öyle olmadı çünkü askerlerimiz sanki Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! sözünü 9 yıl öncesinden biliyormuş gibi davranmıştır. Eğer Mehmetciklerimiz içinde bulundukları vaziyetin imkan ve şeraitini düşünselerdi kazanacaklarına olan inançları yerle bir olacaktı .Mehmetcik bunu düşünmek yerine elindekilerle en iyisini yapma yoluna gitmiştir ve de yapmıştır. Daha ne olsun. İnsanın  yapması gereken de elinden gelenin en iyisini yapmasıdır.

Başarılarıyla dudak uçuklatan hiçbir insanın başarıya güle oynaya gittiğini görmedim. Engellenme,başarısızlıklar,imkansızlıklar,sorunlar ve sayamadığım bir çok olumsuzluklar bu insanların BAŞARILI olmalarını sağlayan niğmetlerdi bir bakıma. Atatürk bağımsızlık mücadelesinde görevden alınmış,Michael Jordan’a beden öğretmeni çok sıska olduğu için bir basketbolcu olamayacağını söylemiş,Stefan Hawking ALS hastalığına yakalanmış ama hepsi tarihe isimlerini altın harflerle yazdırtmayı başarmıştı. Kurtuluş Savaşındaki gibi zor şartların içine tekrar düşersek  her türlü olumsuzlukla karşılaşabileceğimizi  öngören Atatürk bunu Gençliğe Hitabesinde şöyle dile getirmiştir; Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.Verilmek istenen mesaj gayet açıktır. Tüm olumsuzluklara rağmen asla vazgeçmeyeceksiniz.
İnsanlar amaçlarını her daim zihinlerinde canlı tutmalılar, eğer amaçlarını unuturlarsa başarmalarını sağlayan çabada yerle bir olur. Atatürkün Gençliğe Hitabesi’nde Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! diyerek hatırlatma yolun gitmiştir.
Ne istediğini bilen insan aynı zamanda ihtiyaç duyduğu tüm kaynaklara sahip olduğunu bilen insan olmalıdır. Bir insanın kendi kendini harekete geçirmesi,ateşlemesi başkalarının onu harekete geçirmeye çalışmasından çok daha etkilidir.Atatürk son cümlesinde  Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! demiş ve en önemli anda ihtiyaç duyduğumuz kudretin içimizde olduğunu ifade etmiştir.
   Bir insan başarmak istiyorsa başkalarının desteklemesini ve cesaretlendirmesini beklememelidir ve bir insan BAŞARMAK istiyorsa izlemesi gereken en temel yol bu şekildedir.

9 comments

  1. Atamızın her sözü her konuşması sanki yıllar ötesini görmüş gibi anlamlı ve son derece yerinde söylenmiş sözler keşke herkes O’nu örnek alabilse..

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir